Psiko-Onkoloji

Meme Kanseri: Kitapçık

Meme Kanseri: Kitapçık

MEME KANSERİ TANISI ALMIŞ HASTALARDA TEDAVİNİN GETİRDİĞİ PSİKOLOJİK KAYGI VE STRES İLE BAŞETME VE SÜRECİ PSİKOLOJİK AÇIDAN YÖNETME

Kişinin kanser tanısı aldığını öğrenmesi kişiyi psikolojik yönden derinden sarsmaktadır. Tanıdan başlayarak tüm tedavi aşamalarında, başta stres ve kaygı olmak üzere hasta psikolojik duygulanım dalgalanmaları ile karşı karşıya kalır. Psikolojik bu yıkım hastanın günlük yaşam akışını ciddi biçimde etkilemektedir. Bazen bu durum depresyon olarak da kendini gösterebilir.

Hastanın ilk tanıyı duyduğundaki şok, inkar, öfke gibi psikolojik duygulanım aşamalarından sonra hastalığı kabullenmedir. Bu aşamadan sonra hasta tedaviye odaklanmakla birlikte; tedavinin getireceği yan etkilerin bilinmezliği , tedavinin vücudunda yapacağı değişiklikler düşüncesi stres ve kaygıya sebep olur.

Tedavi sürecinde ne gibi olumsuz etkiler ile karşılaşacağı konusunda bilinçli olmak ve bununla baş etme yöntemleri konusunda bir profesyonel tarafından desteklenmek tedavi sürecini ve psikolojik durumunu pozitif yönde etkilediği gibi günlük yaşam kalitesinde olumsuzluğa yer vermeyecektir.

Bu tedavi aşamalarına genel olarak göz atacak olursak ;

Ameliyat

Tedavi aşamalarından biri olan ameliyat hastada hem bir ameliyat kaygısı hem de ameliyat sonrasında vücudunda oluşacak nasıl bir durum ile karşılaşacağının verdiği bilinmezlik hastada stres ve kaygı kaynağıdır. Ameliyat öncesi hastanın fizyolojik değişim(memedeki şekil farklılığı) ve bunun getireceği psikolojik etkiler bedeninde oluşacak değişime karşı ,psikolojik olarak hazırlanması ,beden algısı ve cinsellik konularında hastayı psikolojik yönden desteklemek hastayı ameliyat sonrası oluşacak stres ve kaygı bozukluğuna karşı kendini koruma ve baş etme konusunda bilinçlendirdiği gibi psikolojik açıdan güçlendirecektir.

Kemoterapi

Ameliyat öncesi veya sonrasında uygulanacak kemoterapi meme kanseri tanısı almış kişide kaygı ve stres düzeyinin en çok arttığı tedavi aşamalarından biridir diyebiliriz. Bunun başlıca sebeplerinden biri bu tedavi sürecinin biraz uzun sürmesi ve kemoterapinin oluşturacağı yan etkilere karşı geliştirilen stres, korku ve kaygı bozukluğudur. Kaygı ve stresi artıran en önemli sebep ise kulaktan dolma kemoterapinin yan etkilerine dair olumsuz çoğu zaman da genellenmiş çarpıtılmış yanlış bilgilerdir.

Kemoterapinin yan etkilerine karşı bilinçlenmek ve hastanın yaşam kalitesini kemoterapinin yan etkilerinin değil de bu etkileri hastanın kendisinin kontrol edebilecek psikolojik güçte ve bilgide olması kemoterapi sürecinde kaygı ve stresi önemli ölçüde azaltacaktır.

Kemoterapinin bir diğer önemli yan etkisi olan saç kaybı düşüncesi özellikle ailede deki çocuklara anlatılması ve açıklanması anne için ayrı bir stres ve kaygı konusudur. Bu sebeple kemoterapi öncesi psikolojik destek içeriğinde çocukların yaş ,algı ve kişiliklerine göre uzman bir psikologdan destek alınarak çocuklara anlatılması anneyi oldukça rahatlatacaktır.

Radyoterapi

Meme kanseri tanısının bir diğer tedavi aşamalarından olan Radyoterapi öncesi hastanın medikal makinelere karşı olan fobi ,kaygı, korku ve stres düzeyi önemlidir.medikal makinelere karşı geliştirilen bu kaygıya ‘scan anxiety’olarak da adlandırılmaktadır. Kıpırdamadan kapalı bir alanda belirli bir süre istenilen pozisyonda durabilmede zorlanan hastaların radyoterapi öncesi mutlaka psikolojik destek almaları radyoterapi sürecini planlanan süre içinde sağlıklı bir şekilde ve planlanan sürede tedavinin tamamlamasını sağlayacaktır.

Hormonal Tedaviler;

Meme kanseri tedavisinin bir diğer aşaması olan hormonal tedavilerde ise yine tedavinin getireceği başlıca yan etkiler olan kilo alma, vucut ısısında anı yükselmeler hastayı endişeye sürükleyebilmektedir. Bütün bu yan etkilere karşı bilinçli olmak ve yan etki öncesinde hastanın profosyonel destek ile ne yapacağı konusunda bilgi sahibi olması hastayı psikolojik yönden kendini güçlü hissedirip oluşacak fizyolojik ve psikolojik yan etkilere karşı önlem almasını sağlayacaktır.

Takip Hastası (Remisyon Süreci)

Meme kanseri tedavi sürecinin tamamlanması ile hastanın girdiği sürece ‘remisyon’yani hastanın durumunu gözlemleme ve hastalığı kontrol süreci başlamaktadır. Hastahane ve sağlık profesyonelleri ile tedavi sürecinde çok sık görüşmekte olan hasta kendini hastahane ortamından uzaklaşınca güvende hissetmeyebilir. Bütün bunlara ek olarak da ‘ya hastalığım geri döner, tekrarlar ise’ veya ‘başka organlarıma da sıçrar ise’ düşüncesi korku,stres ve kaygı bozukluğuna yol açabilir..Kontroller yaklaştıkça hastanın endişe ve stresinin artması ya kötü bir şey çıkarsa düşüncesiyle beraber hasta da uykusuzluk ,iştahsızlık günlük yaşama adapte olamama görülebilir.Bu da hastanın günlük yaşamını ciddi boyutlarda etkileyerek yaşam kalitesini bozmaktadır.Negatif düşünceleri kontrol etme , pozitif ve bilinçli bir şekilde kontrol dönemini geçirmekte, tedavinin bir parçası olarak görülmekte ve psikolojik destek almaktan kaçınılmamalıdır. Özetle ,bu süreçte hastanın bu kaygı stresin yaşamının kontrolünü ele geçirmemesi kaygı ve stresi kontrol edebilir duruma gelmesi için psikolojik destek alması hastanın yaşam kalitesini artırması açısından oldukça önemlidir.

Bütün bu yukarıda yazdıklarımız sonucunda ortaya çıkan şudur ki gerek ilk tanı,tedavi gerekse tedavinin tamamlanmasından sonraki süreçte günlük hayata uyum sağlayıp yaşam kalitesini artırmalıdır.Kaygı ve stres ile baş etme yöntemlerini öğrenip günlük yaşam akışına etki etmesini engelleyecek, bu duygulanım dalgalanmaları ile baş edecek güç ve bilince sahip olursak kaliteli bir şekilde yaşamayı

başarırız.

Unutmayınız ki kanser tanısında fizyolojik tedavi ile psikolojik destek aynı paralelde ilerlediği sürece tedavide yaşam kalitesi de artacaktır..

Uzm.Klinik Psk.Almıla Şen

Almıla Şen - Kişisel Web Sitesi

© 2018, Tüm Hakları Saklıdır. Kısmen ya da tamamen yazılı izin olmaksızın kopyalanamaz.